ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUĞU; Belirtileri nedir, anne baba nasıl farkına varır, tedavi ve öneriler

28 Eylül 2020

Prof. Dr. Seher Akbaş

Öğrenme bozukluğu nedir?

 

Çocukların gelişimleri sırasında her yaş grubunda kazanmaları gereken beceriler vardır. Çocukların becerileri basitten karmaşıklığa doğru gelişir. Çocukların gelişimleri ebeveynleri tarafından sağlanan uygun destek ve uyaranlarla gerçekleşir. Çocuklar ebeveynleri ile birlikte denemeler, alıştırmalar yaparak kazandıkları becerilerde ustalaşırlar. Sonra yeni beceriler edinmeye geçerler.  Kendi yaşına göre beklenen beceriler gelişmesinde gecikme olduğunda, sorun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Örneğin ikili yaşlarda iki kelimeli cümle kurmaya başlar, tuvalet eğitimini kazanır, okul başladığı dönemde ilk yıl içinde okuma yazma öğrenmesi beklenir. Çocuğun gelişim düzeyine ve zekâsına göre öğrenmesi-kazanması gereken becerilerde yaşının çok altında kaldığında özgül öğrenme bozukluğundan (ÖÖB) şüphelenilir. Özgül öğrenme bozukluğu, çocuğa gerekli bilgi, eğitim desteği sağlanmış olmasına karşın, belirli alanlardaki öğrenme ve okul becerilerini kullanma güçlüğü olarak tanımlanan nörobiyolojik bozukluktur. Eğitsel beceriler yaşa göre beklenilenin önemli ölçüde altındadır.

ÖÖG olan çocukların zekâları sıklıkla normal düzeyde ya da üzerindedir. Bu nedenle bazı alanlarda (derslerde) başarılı olur ya da şaşırtıcı kıvraklıkta cevaplar verebilirken, okuma yazma konusunda ya da kendini ifade etmede yaşının çok altında performans gösterebilirler. ÖÖG olan çocukların bir kısmı da okuma yazmada çok kötü iken, hala harfleri öğrenememişken, matematik alanında çok parlak olabilir. Bu, “matematiği başardığına göre istese okumayı da yapar, demek ki istemiyor, önem vermiyor” diye düşünülmesine neden olabilir. Unutmayın ki, bu durum isteğe bağlı değildir.

 

Özgül öğrenme bozukluğunun farklı alt tipleri nelerdir?

 

ÖÖB okuma, yazma ve matematik bozukluğu şeklinde tanımlanan üç alanda görülür.  Farklı dil ve kültürlerde, okul çocukları arasında, okuma, yazma ve matematik bozukluğu şeklinde görülen ÖÖB sıklığı %5 ile %15 arasındadır. Aynı zamanda da konuşma, dinleme, anlama, sesleri ayırt edebilme, işitsel bellek, yer-yön tayini, dikkat, zaman kavramı, sıraya dizme, motor beceriler gibi bir pek çok alanda da düşük performans gösterebilirler. Bütün bu sorunlar çocuğun akademik becerilerine, oyunlarına, günlük aktivitelerine hatta arkadaş ve diğer sosyal ilişkilerine olumsuz etki yapar

 

 Hangi belirtilerin varlığında öğrenme güçlüğünden kuşku duyulur?

 

Okul öncesi dönemde ÖÖB ile ilgili risk faktörü olarak tanımlanan gelişimsel sorunlar görülse de sıklıkla aileler çocuğun öğrenme güçlüğünü okul başladıktan sonra fark eder.

Aileler sıklıkla çocuklarının okuma yazmada yaşıtlarının ve sınıfın gerisinde kaldığını, öğrenemediğini, çabuk sıkıldıklarını, on-yirmi dakikalık bir ödevin saatlerce sürdüğünü, yazı yazmak ya da okuma yapmak istemediklerini, zaman zaman okula gitmek istemediklerini söylerler.  Bu öğrenme sorunları nedeniyle çocukları ile ilişki sorunu yaşadıklarını, çok uyardıklarını, okulda etiketlendiğini,  zaman zaman dışlandığını belirtirler. Aileler genel olarak sözel becerileri, sosyal ilişkileri iyi olan çocukların, yaşıtlarına göre okuma yazma ve ya matematik becerilerinin geri kaldığı durumlarda ÖÖB’dan şüphelenmelidirler.

 

ÖÖB okuma, yazılın anlatım ve matematik bozukluğu olarak üç alanda tanımlanmıştır.

 

Okuma bozukluğu (disleksi); en sık görülen ÖÖB’dur. Çocukların okuma ile ilgili gerekli eğitim desteği almalarına ve uygun zekâya sahip olmalarına rağmen, okuma hızında ve niteliğinde yaşıtlarına göre gerilik söz konusudur. Bu çocuklar okurken harf atlama, harf ekleme, harf değiştirme, bazı harflerin seslerini öğrenmede zorluk, harfin şekli ile sesini birleştirememe, kelimeleri hecelerken ya da harflerine ayırırken zorlanma, okurken eksik bırakma/tekrarlama, kelimeleri ters okuma şeklinde okuma becerilerinde sorun yaşarlar. Sınıf düzeyinde bir okuma parçasını kendi okuduğunda anlamakta zorlanırken, başkaları okuduğunda ise daha iyi anlarlar. Sıklıkla ebeveynler okuma parçalarını kendileri okuduğunda çocukların soruları yapabildiğini fark ederler. Ancak anne babanın, öğretmenlerin tüm çaba ve desteklerine rağmen okumayı öğrenmekte sorun yaşarlar. Ders yapmaya karşı isteksizdirler. Kendine güvenleri olumsuz etkilenir.

 

Yazıma bozukluğu (disgrafi): Okuma bozukluğu ile birlikte sık görülür. Çocuk gördüğü/duyduğu şeyleri yazmada zorlanır. Yavaş yazar, el yazısı çirkin ve okunaksızdır. Bazı harf ve sayıları, kelimeleri ters yazar, karıştırır (nu-u, b-d, m-n, pg, ve-ev gibi), yazarken bazı harfleri, heceleri atlar ya da harf/hece ekler. Sınıf düzeyine göre yazılı imla ve noktalama hataları yapar, küçük-büyük harf karışır. Yazarken kelimeler arasında hiç boşluk bırakmaz ya da bir kelimeyi iki-üç parçaya  bölerek yazar. Dilbilgisi kurallarına göre yazmakta zorlanırlar. Özellikle yazılı sınavlarda başarısız olurlar. Yazmadaki güçlükler nedeniyle, ders sırasında tahtaya yazılanları defterine geçirebilmede, dersi takip etmekte,  ev ödevlerini tamamlayabilmekte, sınıf içi etkinliklere katılmakta güçlük yaşarlar.

 

Matematik bozukluğu (diskalkuli); Matematik terimlerini anlama ve yazılı problemleri terimlere çevirmede, sayısal sembolleri tanıma, anlamada, toplama, çıkarma, çarpma, bölme işlemlerinde ve işlemlerin sırasını izlemede, rakamları doğru yazmada güçlük yaşarlar. Dört işlemi yaparken yavaştır, parmakla sayar, yanlış yaparlar. Sayı kavramını anlamakta güçlük çeker (on mu beş mi büyüktür, düşünmeden karar vermekte zorlanır).  Bu çocuklar gündelik hayatta yaşına göre kolaylıkla yapmaları beklenen, sayma, para üstü hesaplama ve sayısal problem çözme gibi durumlarda sorun yaşarlar. Okuma yazma bozukluğu ile birlikte görülmekle beraber tek başına da görülebilir. Tek başına görüldüğünde matematikle ilgili öğrenme güçlüğü geç fark edilir.

 

ÖÖB ile birlikte sık görülen ruhsal sorunlar tabloyu karmaşık hale getirir ve öğrenme becerisindeki zorlukları daha da ağırlaştırır. ÖÖB, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile sık birlikte görülür. ÖÖB ile birlikte dikkat sorunları yaşandığında çocuğun öğrenme becerileri daha da olumsuz etkilenir. Bu nedenle dikkat sorunlarının hızla çözülmesi, çocuğun öğrenme becerilerindeki sorunun şiddetini belirlemede önemli olacaktır. Yine dikkat problemleri çözüldüğünde çocuğun alacağı eğitim desteğinden faydalanması artacaktır.  ÖÖB’nun normal zekâ kapasitesindeki çocuklarda görüldüğü belirtilse de zekâ sorunu olan çocukların kendi kapasitelerinin çok altında okuma, yazma ve matematik becerileri olduğunda bu çocuklarda da öğrenme güçlüğünün tabloya eklenip eklenmediği değerlendirilmelidir. Bu çocuklara verilen özel eğitim desteğinin ek olarak öğrenme güçlüğüne yönelik de alınması sağlanmalıdır.

 

 Okul öncesinde dönemde özgül öğrenme bozukluğunu düşündürecek işaretler var mıdır?

 

ÖÖB nedeniyle aileler, sıklıkla ilkokul döneminde okuma yazma öğrenmenin gecikmesinin fark edilmesiyle başvurular. Bununla birlikte okul öncesi dönemde ÖÖB olan çocuklarda görülen ve ÖÖB için risk olarak tanımlanan belirtiler bulunmaktadır. Bunlar dil gelişiminde gecikme, gramer yapısına uygun cümle kurmada zorluk, kendini ifade etme becerilerinde zayıflık, fakir konuşma içeriği, sözcük bulmada ve isimlendirmede güçlük, benzer sesteki kelimeleri yanlış söyleme, kelimeleri karıştırma, şeklindeki yakınmalardır.  Verilen yönergeleri akılda tutmada zorluk yaşarlar. Yaşlarına göre öğrenmeleri gereken sayı, kavramları öğrenmekte zorlanırlar (gün, renk, ay isimleri gibi).  Görsel hafızaları daha zayıftır. Resim çizmek, boyama, kopyalamaya karşı isteksizlik yaşarlar. Geometrik şekilleri çizmede güçlük yaşarlar. Motor koordinasyon ve ince motor becerilerin gelişiminde sorun görülebilir (yön bulma, pozisyon alma, sağ sol ayırt etme, ön arka kavramlarını öğrenme, top yakalama, ip atlama, çatal kaşık kullanma, ayakkabı bağcıklarını bağlama, düğme ilikleme gibi).  Sayılan alanlarda sorun yaşandığında bu sorun devamlı olduğunda aileler çocuklarında ÖÖB gelişimi açısından riskli olduklarını bilmeli uygun desteği almalıdırlar. Okul öncesi dönemde belirlenen riskli çocuklara uygun müdahaleler yapıldığında bu çocukların ileride ÖÖB geliştirmeleri azalmaktadır.  ÖBB gelişimi açısından riskli grupların tespiti ve desteklenmesi,  çocuklarıÖÖB gelişimini önlemesi bakımından önemlidir.  koruyucu müdahale olması bakımından oldukça önemlidir. Riskli gruplara müdahale ile bu çocukların sorun beceriler açısından yaşıtlarını yakalayabildiği,  kendi yaşlarına ve potansiyellerine uygun beceriler geliştirebildiği görülmektedir.

 

Özgül öğrenme bozukluğunu sebepleri nelerdir?

 

ÖÖB gelişiminde genetik, çevresel etkenler, ayrıca beynin yapı ve işlevlerindeki bozulmaların etkili olduğu belirtilmiştir. ÖÖB tek yumurta ikizlerinde eş hastalanma oranı %68-83, birinci derece akrabalarda görülme riski dört-sekiz kat fazladır.

 

Öğrenme becerisinden söz edebilmek için öncelikle zekâ, dikkat, uygun eğitim ve bilginin ulaşabilir olması gereklidir. Öğrenme, öğrenilen materyali algılama, birbiriyle ilişkilendirme, akılda tutma ve yeri geldiğinde kullanabilmektir. Yani öğrenme bilginin kazanılması ve kullanılması işlevidir. Öğrenme için önce bilgi beyne ulaşmalı, anlamlandırılmalı, yorumlanmalı ardından depolanmalı (bellek) ve gerektiğinde kullanılabilmelidir. Öğrenme sürecinde bu aşamalardan birinde ya da birkaçında bir sorun olduğunda “özgül öğrenme bozukluğu”  ortaya çıkar.

 

Çevresel faktörler olarak, anne babanın okur-yazar olmamaları, çocuğun okuma ve becerilerinin gelişimi için uygun ortam yaratmamaları, gerekli desteği sağlamamaları ve model oluşturmamaları sayılabilir.

 

Özgül öğrenme bozukluğunun tanısı nasıl konur?

 

ÖÖB tanısı alan çocuklar geniş bir yelpazede farklı özellikler gösterirler.  Okuma, yazma, matematik becerilerindeki sorunlar ek diğer motor beceriler, sosyal, dil, dikkat alanında da sorun yaşayabilirler. Bu nedenle değerlendirme aşamasında ayrıntılı gelişim ve öğrenme becerileri ile ilgili öykü alınır. Klinik değerlendirme sırasında çocuğun sorun yaşadığı alanla ilgili gözlem ve psikometrik testlerle (zekâ testleri, özgül öğrenme bozukluğuna özgün testler) değerlendirme yapılır. Klinik değerlendirmede çocuğun zekâ düzeyi normal veya normalin üstünde olmasına rağmen okuma, yazma ve matematik becerilerinde, öğrenebilmesinde güçlük belirgindir. Tanıda yaşanan bu güçlüklerin çocuğun okul başarısını ve akademik alanlardaki performansını olumsuz yönde etkiliyor olması gerekir. Yine tanı sırasında, öğrenme sorununun başka nedenleri olup olmadığı iyi araştırılmalıdır (görme, işitme sorunları, dikkat eksikliği, depresyon, kaygı sorunları, medikal durumlar). ÖÖB ile birlikte olabilen ve tabloyu ağırlaştıran ek ruhsal hastalıklar gözden geçirilir. Tüm klinik ve psikometrik test değerlendirmesinden sonra aileye tanı ve tedavi planı hakkında bilgi verilir.

 

Tedavi edilebilir mi?

 

Tedavideki en önemli şey ailelerin çocukların yaşadığı sorunun bir “öğrenme güçlüğü” olduğunu bilmeleridir. Aile çocuğun öğrenme sorunu ile ilgili olarak ve gereken desteklerle ilgili olarak öğretmenini bilgilendirmelidir. Çocuğun öğrenme becerisindeki güçlü ve zayıf yanları değerlendirildikten sonra bireyselleştirilmiş “Özel Eğitim”  düzenlenir. Uygulanan özel eğitim programı, aile ve okul desteği ile sıklıkla çocukların öğrenim becerileri artar ve kendi kapasitelerine paralel öğrenme becerisi kazanırlar. Psikiyatrik destek ile çocuğun yaşadığı sosyal ve ruhsal sorunlar anlaşılmaya çalışılır.  Yine teravide, öğrenme, dikkat, algılama, zorluklarla baş etme, problem çözme, iletişim, kendini kontrol becerilerinin geliştirilmesi hedeflenir.

 

 Evde çocuğa yardımcı olabilmek için neler yapılmalı?

 

Erken dönemde riski azaltmada, ailesel koruyucu faktörler önemlidir. Anne babanın okur-yazar olmaları, evde okuma açısından model olmaları, okuma ile ilgili ortam olması, çocuğun okuma ve becerilerinin gelişimi için uygun ortam yaratmaları, desteklemeleri ve teşvik etmeleri önemli görünmektedir.

Çocuğun gelişiminde ebeveynler çocuğun becerisinin gelişmediği durumlarda çocuğun yaşına uygun becerileri yapmasına fırsat yaratmalıdır (çocuğun yaşına uygun yapması gereken şeyleri onun yerine yapmamalıdırlar, yemek yedirme, giydirme gibi)

 

Okul döneminde anne babalara öneriler

Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG), tembellik ya da sorumsuzluk değildir. Zekâ geriliği hiç değildir. Çoğu zaman birlikte görülse de Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğundan farklı bir güçlüktür.

Aileler, ÖÖG tanısı konulduğunda, bunun bir güçlük olduğunu kabul etmelidirler.  “İstemediği için yapmıyor, istese her şeyi başarır” şeklinde düşünmemelidirler.

ÖÖG hakkında bilgi sahibi olmaya çalışın.

Öğrenme güçlükleri aileyi şaşırtmamalı ve öfkelendirmemeli.

Ruh sağlığı kliniklerinden, özel öğretmenlerden destek almalıdırlar.  Aileler kendi başına bu sorunla baş etmeye çalışmamalıdırlar.  Eşlik eden başka psikiyatrik sorunlar varsa, bunun için gerekli olan tedaviyi ertelememelidirler.

Ebeveynlerin, ilk zamanlar çocukla birlikte ders çalışması, ödev yapması gerekebilir. Ebeveynleri çocuğa eşlik etmesi, nasıl yapacağı göstermeleri ama çocuğun yerine ödev yapmamaları gerektiği konusunda yönlendirilmelidir.

Ebeveynler okumada örnek olmaları, evde herkesin katıldığı günlük okuma saatleri ayarlayabilirler.

Çocuğunuzdan yüksek sesle okumasını istemeli,  o okurken mutlaka dinlemelidirler.

Ders çalışma ortamının sessiz, düzenli olmasına, kısa sürelerle çalışıp kısa molalar verilmelidir.

Ailece etkinlikler yapılması konusunda yönlendirin. (hep birlikte kelime oyunları (adam asmaca, isim /şehir, kelimenin son harfiyle başlayan yeni bir kelime türetme gibi) oynamak çocuğunuzun dikkatini arttırır, harfleri tanımasına yardımcı olur, en önemlisi de birlikte keyifli zaman geçirilmesi aile ilişkilerini güçlendirir.)

Teorik anlatımlar yerine, yaparak öğrenmeyi sağlayan pratik çalışmalar daha yararlı olabilir.

Öğrenmesini kolaylaştıracak olan davranışların basitten karmaşığa doğru sıralayarak, aşamalı olarak öğrettiğiniz taktirde çocuğun öğrenmesi daha kolay olacaktır.

Doğrudan anlatım yöntemi etkilidir.

 

Okula düşen görevler var mı?

ÖÖG olan çocuklar belli etmeseler bile güçlüklerinin ve okuma yazma konusunda sınıftaki diğer arkadaşlarının gerisinde olduklarının farkındadırlar ve bunun için kendilerini kötü hissetmektedirler. Bu da çoğu zaman kaçınma davranışı göstermelerine, derse katılmakta isteksiz olmalarına, ödev yapmak istememelerine neden olmaktadır.

Öğretmen, öğrencinin bilerek yapmadığını bir güçlük yaşadığını bilmelidirler. Okulda öğretmenler çocuğun dışlanma etiketleme gibi yaşadıkları sosyal zorluklar konusunda destek olmalıdırlar.

Öğretmen ve ebeveynler işbirliği içinde olmalıdır. Öğretmenler gerekirse ruh sağlığı uzmanınız ile görüşmelidirler.

Rehberlik merkezi, özel eğitim uzmanları ile bağlantı kurarak çocuğun problemine yönelik sınıf içi düzenlemeler yapmalı,  destek olmalıdırlar.

 

 Özgül öğrenme bozukluğu çocukken fark edilmediğinde yetişkinlerin yaşamını nasıl etkiler?

Erken dönemde fark edilmeyen ve tedavi desteği alamayan kişilerde zorluklar devam eder. Sıklıkla okulda öğrenme bozukluğu yaşadığı alanda kapasitesinin çok altında akademik performans gösterir. Bu okuma yazma alanındaysa tüm akademik becerileri etkilenir. Uzun metinleri okumada ve anlamada zorlanır, sıkılırlar. Eğitimleri aksar. Sağ sol ayırımı, motor koordinasyonda, dil becerilerindeki güçlükler devam eder. Yabancı dil öğrenmede, sınavlarda zorluk yaşarlar. Yavaş bir tempoda çalışma, işlerini tamamlamada zorlanırlar.

 

Copyright © 2019. All Right Reserved. Designed by bktema.